gastecilik

Sen neymişsin Paris?!..

Günlerdir medyayı fazla fazla meşgul eden Paris Hilton, Türkiye’den ayrılmış. Türkiye’de bulunduğu süre zarfında yaptıkları ve yapmadıkları ile olay olan Paris Hilton’un, ülkemizde kalışı esnasında yaşananlar, CNN’de yayımlanan “Anderson Cooper ile 360 derece” programına konu olmuş.

Programda “Şaşırmış olmalılar” adı verilen bölümde, Emniyet’in Paris Hilton’u görüntülemek isteyen basın mensuplarını, yasadışı göstericilere karşı uygulanan metotlarla uzak tutmaya çalıştığı belirtilirken; Cooper, “Tabii bu büyük ilginin ardında Hilton’un Nobel Kimya Ödülü alması yatmıyor. Ünlü olmak haricinde hiçbir ünü bulunmayan Hilton’un Türkiye’de böyle ilgiyle karşılanması çok ilginç” demiş.

Gerçekten de çok ama çok şaşırmış olmalıyız. O kadar ki, yorum yapamıyorum..

Köşe yazarlarından centilmenlik dersleri

Kısa bir süre önce Akşam’dan, Sabah gazetesine transfer olan Engin Ardıç’ın, geçtiğimiz Pazar günü Sabah'ta yayınlanan röportajındaki bazı açıklamalarla ilgili, Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut, şu yazıyı kaleme almış. Engin Ardıç da bugünkü köşesinde yazıya cevap vermiş.

Üsluplar ve hal böyle olunca, haklı olan varsa eğer, haksız duruma düşüyor zaten..

“Yemek falan yemeyeceğiz. Selam verir miyim, bak onun da garantisi yok ha...

Şunu da bil: Aç kalsam, sokaklarda sürünsem, bir daha o gazeteye dönmem. Siz bunu yaptıktan sonra, dönmem.

Önce şubat ayından bana olan borcunuzu, içeride kalan, üzerine yattığınız yarım maaşımı ödeyin de ondan sonra bana ders vermeye kalkın, e mi?

"Para işlerine karışmam" diyorsan, "benden genel yayın yönetmeni olmaz" anlamına gelir ki, onu da ben bilemem.

Ben bir "centilmen anlaşması" yaptığımızı sanıyordum, yanılmışım. Öyle ya, bir anlaşmaya centilmen anlaşması diyebilmek için iki tarafın da centilmen olması gerekir!”

Sakız heykeller ve balon ifadeler

İtalyan sanatçı Maurizio Savini, sakızdan heykeller hazırlamış. Gerçi Gazeteport, bu ilginç içerikli haberi, bir sanat haberinden çok, magazinsel edayla sunmuş.

Haberde yer alan bilgilerin doğruluğunu teyit etmek için, sanatçı ile ilgili olabilecek birkaç siteyi inceledim. Ancak haberde bahsi geçen ifadelere rastlayamadım. Ama onun yerine, haberin sonunda yer alan, sözümona, sanatçının ağzından yazmış oldukları kısa demecin, aslında şu blogun sahibine ait olduğunu görünce, birkez daha “üretken ve araştırmacı” medya mensuplarının performanslarını şaşkınlıkla karşıladım. Tabii haberi kaleme alanın, heykellere bakıp, o cümleleri uydurmuş olması da ayrı bir ihtimal. Her halükarda, şunu söylemek mümkün; boşlukları, kafalarına göre doldurmak konusunda üstlerine yok.

Sakızdan heykeller hakkında daha resmi ağızdan bilgilere ise bu adresten ulaşılabilir.

Beşiktaş'ın Komandosu

Çarpıcı (!) açıklamalar ve bir başka gazetecilik başarısı (!) daha!..

Belki Nobre kendince iyi niyetli olmaya çalışıyordur ama ropörtajı okudukça, “bu kadar da olmaz” dedirtiyor insana. Tabii ropörtajı kaleme alan gazetecinin “flaş flaş” yaklaşımını da göz ardı etmemek gerekiyor.

“Küçükken askerlikle ilgili oyunlar oynardık. Bizim aile askerliğe çok meraklı. Ben Brezilya’da isteyerek askerlik yaptım. Tabii Türkiye’deki gibi uzun süreli değildi. Türkiye’de doğsaydım, Türk komandosu olurdum. Çünkü onlar gerçekten zor ve kutsal bir iş yapıyorlar. Ben de kendimi Beşiktaş’ın askeri olarak görüyorum”.

Cinsellik – terör bağlantısı ve “uzman” görüşü

Haberin başlığını görünce, insan nasıl bir içerikle karşılaşacağını tahmin edemiyor; “terör” ve “cinsellik”. Ve tabii bunları ilişkilendirebilen “uzman”ın (!) görüşünü.

Böyle bir açıklama yaparak, hazır gündem terörle meşgulken, fırsattan istifade adını duyurmaya çalışan “uzman”ı mı yadırgamalı, yoksa yerel bir dergide yayınlanması bile yeteri kadar tuhafken, bir de bu demeci internete, dolayısıyla ulusala taşıyan gazetecileri mi?

Açıklamayı ve haberin veriliş şeklini hayretle karşılamaktan başka bir yorumda bulunmak güç.

"Cinsel Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe, cinsel problemlerin teröre zemin hazırladığını söyledi.

Keçe, Mersin Üniversitesi Gazetecilik Topluluğu'nun çıkardığı "Alternatif" adlı dergiye verdiği demeçte, cinsel problemlerin Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunlara ve teröre zemin hazırladığını belirtti. Cinsel anlamda tam olan, cinsel kimliği oturmuş bir insanın terörle işi olmayacağını ifade eden Keçe, terörün çözümü için öncelikle cinsellik sorununun çözülmesi gerektiğini vurguladı".

Ahmet Hakan'ın muhteşem jübilesi

Aslında sadece islami yılbaşı gecesi ile ilgili fotoğrafı kafiydi, ama Ahmet Hakan'ın 2008'in ilk yazısından da neden bu kadar riskli bir maceraya atıldığı ile ilgili bölümü aktarmak istiyorum, kesinlikle yorumsuz olarak..

"Madem 2008’i 2009’a bağlayan yılbaşı gecesinde "Bir daha mı geleceğiz dünyaya" türünden bir gecenin tadına bakmaya niyet ettim...

Madem "hindi ve kestaneli pilav" ikilisinin buram buram günah kokan davetine uymayı kafaya koydum...

O halde...

"Muhafazakárlar arasında son bir yılbaşı" geçirmekte fayda vardı...

Bir tür "jübile" yani..."