Kısa Kısa
Başlarken
İnsan nedir ki..'den
Aslında olmayacak şey değil bisküvilerden kule yapıp oyalanmak ve hiçbir şey düşünmemek; gökgürültüsünü, yağmuru, saçaktan akan suyun şıpırtısını, evin çevresindeki gurultuyu duymamak. Belki de hiç bir zaman kule ortaya çıkmayacak ama gece böyle geçer işte.
Bir yerlerde teneke üzerinde tıkırtılar oluyor.
Dördüncü kata gelince hep sallantı başlar; bir sonraki bisküvi yaslanacağı sırada elin bir titremesi, ya da bir öksürük, tam çatı direği ortaya çıkmışken, ve her şey yerle bir oluveriyor.
Herr Geiser'in vakti bol.
Köyde haberler çelişkili, kimilerinin iddia ettiğine göre hiç de toprak kaymamış, buna karşılık eski bir destek duvarı çökmüş, yolun buradan başka bir tarafa verilmesi mümkün değilmiş. Aslında bilgi sahibi olması gereken postanedeki kadın memur, her zamanki gibi kederli bir yüzle, gişenin arkasında durup pul satmakta, telaşsızca terazinin kefesine koyup sonra damgaladığı paketleri teslim alırken yalnız şunu onaylıyor: Posta otobüsü işlemiyor. Sanıldığına göre devlet ve eyaletler yolları tekrar onarmak için ellerinden geleni yapıyor. Köyde hiç kimse günün birinde ya da bir gece yarısı bütün bir dağın kayacağını ve köyü ebediyen toprak altında bırakacağını sanmıyor.
Bir yerlerde teneke üzerinde tıkırtılar oluyor.
Kule olmadı ama gece yarısı oldu.
İnsan Nedir ki...
Max Frisch
Öteki Yayınevi
Türkçesi: Gürsel Aytaç
