Kısa Kısa
Nasıl inanalım?
Say'ın demeci bu ülkeyi dert edinenlere bir sınav sunuyorsa, bu haberi büyüten ve Say'dan sürgün eşiğindeki aydın portresi çıkaranlar gözünde bu sınavı başarıyla atlatabileceğimden kuşkuluyum. Öncelikle Say'ın 'biz' olarak adlandırdığı muğlak azınlık hakkında ne hissedeceğimi bilemiyorum. Ülkenin yüzde 70'ini İslamcı olarak okuyan bir aklı besleyen 'biz'in kim olduğunu bilemiyorum. Bir sanatçının azınlıkta kalmaktan duyduğu ıstırabı anlamak da kolay değil. Kaldı ki Say'ın sözlerinden yakın zamana kadar çoğunluk mensubu olan, çayını Köşk'te içen bir dahi olduğu anlaşılıyor.
Her şeyden öte, bir aydın elbette özgürlük talep eden, Kürtlerle Ermenilere tarih boyunca reva görülen zulmü kafasına takan, bu konuda söz alan, statüko açısından tehlikeli bir yaratıktır. Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne davet bekleyen, bu kültürle ilişkisini en yüksek makamdan gelecek bir davetiyeye bağlayan piyanistin kafasının hayli karmaşık olmasından geçtim, dünyaya duyurduğunun bir sanatçı çığlığı, bir aydın itirazı olduğuna nasıl inanayım? (Yıldırım Türker)

Yeni yorum gönder