Kısa Kısa
Ne için efendim? İstemiyorum. Hayır, hoşuma gitmiyor..
Spiker: O yağmurlu İstanbul sabahında, Abdülhak Şinası Hisar mikrofonumuza konuşmadı. Mikrofonu elimize aldıkça, bir çocuk gibi korkuyordu. Sonunda mikrofonu bırakmak zorunda kaldık. Bıraktık ve uzun uzun konuştuk romancımızla.
Erdal Öz: Bizim genç nesil sizi çok tuttu. Ama sonradan anladı. Valla ama iyi birşey.
Hisar: Peki, ama çok tuhaf...[Gülerek] O da çok tuhaf.
Menemencioğlu: Bakın şimdi, sizinle beraber edebiyata başlayan bugün okunmayan birçok insan var.
Hisar: Kim?
[...]
Menemencioğlu: Nasıl başladı yani? Durup dururken mi yazdınız? Çok okuduğunuzdan ilham alarak mı?
Hisar: Evet, eskiden beri... Eskiden beri yazmayı düşünürdüm. Zaten babam tanınmış bir mecmua sahibidir: Mahmut Celaleddin Bey..
[...]
Radyo konuşması böyle gidiyor. Abdülhak mikrofonun açık olduğundan habersiz şekilde, kapatıldığından emin olarak konuşuyor. Mikrofonun kapatılması için neredeyse emir veriyor: "Onu bırak!..." diyerek Erdal Öz'e. Söyleşinin tamamı Kitap-lık 111'de mevcut. Fotoğraf Ara Güler tarafından çekilmiş, Hisar, neredeyse bir çocuk gibi ürkerek bakmış...

Yeni yorum gönder