Kısa Kısa
Kitap okumak böyle birşey midir?
Kitap okuma oranlarımız konusunda çok içacıcı olmayan veriler geldikçe, ülkede, bürokrasi kendince bir eylemler, kampanyalar furyasını gözümüze sokuyor. Bunlardan son zamanlarda olan, valilerin, kaymakamların, il milli eğitim müdürlerinin ortaya attığı ve bana göre safî PR çalışması olan "kitap okuma günler, saatleri, dakikaları" ya da "en çok kitap okuyana ödül" türünden saçma sapan kampanyalar. Bunlar her ne kadar iyi niyetli görünse de, bana hep oradaki mülkî erkanın "aman şunu yapalım da, bizim vali biraz görünsün TV'de" türü bir fiştekleme sonucunda ortaya attığı kafadan bacaklı fikirlermiş gibi geliyor bana. Örneğin şuradaki habere göre "20 dakika kitap okuma kampanyası" diye birşey başlamış. Örneğin 'Elazığ Okuyor' kampanyası dahilinde Vali 2 bin kitap okuyan Ahmet Reşat İspir'i evinde ziyaret etmiş. Tekrar aynı Vali, Elazığ'da İlköğretim Okulu Üçüncü Sınıf Öğrencisine de plaket vermiş.

Benzeri bir kampanya
Benzeri bir kampanya Bursa'da da başlatılacakmış. Haberde ayrıca, bilgi teknolojileri sınıflarının günün her saati öğrencilere açık olacağından ve hatta her okulda bir müdür yardımcısının eğitimden geçirilip, 'teknolojiden sorumlu müdür yardımcısı' olarak görev yapacağından bahsediliyor.
Devlet okullarında, yönetici atayacak kadar teknoloji kullanılabiliyor mu gerçekten? Konuyu bilenler daha fazla şey söyleyebileceklerdir mutlaka ama en azından benim bildiğim, duyduğum kadarıyla devlet okullarının birçoğu bu konuda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Milli Eğitim Müdürü’nün heyecanı olsa gerek..
Bir de şu çaba var ki, evlenenlere şenlik.
Yeni yorum gönder