Kısa Kısa
Kitap okumak böyle birşey midir?
Kitap okuma oranlarımız konusunda çok içacıcı olmayan veriler geldikçe, ülkede, bürokrasi kendince bir eylemler, kampanyalar furyasını gözümüze sokuyor. Bunlardan son zamanlarda olan, valilerin, kaymakamların, il milli eğitim müdürlerinin ortaya attığı ve bana göre safî PR çalışması olan "kitap okuma günler, saatleri, dakikaları" ya da "en çok kitap okuyana ödül" türünden saçma sapan kampanyalar. Bunlar her ne kadar iyi niyetli görünse de, bana hep oradaki mülkî erkanın "aman şunu yapalım da, bizim vali biraz görünsün TV'de" türü bir fiştekleme sonucunda ortaya attığı kafadan bacaklı fikirlermiş gibi geliyor bana. Örneğin şuradaki habere göre "20 dakika kitap okuma kampanyası" diye birşey başlamış. Örneğin 'Elazığ Okuyor' kampanyası dahilinde Vali 2 bin kitap okuyan Ahmet Reşat İspir'i evinde ziyaret etmiş. Tekrar aynı Vali, Elazığ'da İlköğretim Okulu Üçüncü Sınıf Öğrencisine de plaket vermiş.

Eh bu da birşey. En
Eh bu da birşey. En azından "hoca istedi yaptım" denilip, okunulan şeyler unutulabilir. Fakat haberlerde çıkan kişiler ve verilen demeçler bir tuhaf. Yahu ne okuyor bu insanlar? Hadi okuyorlar da ne oluyor? Hadi iyi kötü okuyorlar diyelim, o klişeler ne öyle? İyi adam olmak için kitap okunmaz, iyi bilim adamı, iyi vatandaş vs. İyi insan olmak için bile kitap okunmaz bana göre. Öyle bariz ki "haybeye" okudukları.
İyi niyetli insanlar olduklarından eminim, belki de haksızlık ediyorumdur ama yine de o okumadan bir şey çıkmaz sanki.
Yeni yorum gönder