Kısa Kısa
Kitap okumak böyle birşey midir?
Kitap okuma oranlarımız konusunda çok içacıcı olmayan veriler geldikçe, ülkede, bürokrasi kendince bir eylemler, kampanyalar furyasını gözümüze sokuyor. Bunlardan son zamanlarda olan, valilerin, kaymakamların, il milli eğitim müdürlerinin ortaya attığı ve bana göre safî PR çalışması olan "kitap okuma günler, saatleri, dakikaları" ya da "en çok kitap okuyana ödül" türünden saçma sapan kampanyalar. Bunlar her ne kadar iyi niyetli görünse de, bana hep oradaki mülkî erkanın "aman şunu yapalım da, bizim vali biraz görünsün TV'de" türü bir fiştekleme sonucunda ortaya attığı kafadan bacaklı fikirlermiş gibi geliyor bana. Örneğin şuradaki habere göre "20 dakika kitap okuma kampanyası" diye birşey başlamış. Örneğin 'Elazığ Okuyor' kampanyası dahilinde Vali 2 bin kitap okuyan Ahmet Reşat İspir'i evinde ziyaret etmiş. Tekrar aynı Vali, Elazığ'da İlköğretim Okulu Üçüncü Sınıf Öğrencisine de plaket vermiş.

belki de hiçbir okumadan
belki de hiçbir okumadan birşey çıkmıyordur. romantikliğe gerek yok. benim lise edebiyat öğretmenim 8 yıldır dergi çıkarıyor, kesintisiz hem de. harika bir şey bu, şeref bilsel'in de kendi öğrencisi olduğunu, şiirlerini yayınlattığını gururla anlatıyordu.
ama benim liseli öğrenciler için aslında tek yapabileceğim, msn adresi alırken "crayz" yazmalarına engel olabilmek, "asl"nin ne demek olduğunu anlatmak galiba. sınıfım için kurduğum kitaplık için bir de dergilere abone olmayı önerdiğimde hece'yi gösterdim, hala inanmıyorlardır o kalınlıkta bir dergi olabileceğine.eh ne de olsa denden (") işaretiyle kompozisyon yazan bir nesilden bahsediyoruz...
Yeni yorum gönder