Piramitler çalınmış !?
Engin Ardıç bugün köşesinde yazmış, buyrun aşağıda:
[video:myeOHvtzm_A]
Muhabir, “sokaktaki adamlara” soru soruyor. Soru, koftiden, kıtır bir soru. Kamera şakası gibi bir şey.
“Mısır piramitlerinin Türkiye’den kaçırıldığı açıklandı. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?” Şaka, hüzün verici bir kakaya dönüşüyor... “Güvenlik önlemleri yetersiz” diyenler de var, “kanunların caydırıcı gücü arttırılmalı” diyen de... Hatta birisi “kanunların yıpratıcı olmasını” istiyor. “Memlekette denetim mekanizmaları işlemiyor ki...” şeklinde yakınan da var. “Tek kişinin işi olamaz, mutlaka bir şebekedir” diyen de çıkmış. Başka birisi “mutlaka gümrükte adamları vardır” demiş. “Eserlerimize sahip çıkmayı bilmiyoruz” eleştirisi de yaygın. “Bu ülkede herşey yolsuzluk üzerine kurulu” şeklinde yanıt veren bilinçli vatandaşlar da çıkmış.
Bu habere bilgi yarışması ya da zeka testi olarak değil de iletişim açısından baktığımızda, insanlarımızın hala mikrofon, üniforma vs karşısında kendilerine değil karşısındakine güvendiğini görüyoruz. Sürekli negatif uyaran alan ve olumlu anlamda desteklenmeyen kendine güvensiz insanların yetiştiği memleketimizde sorunun doğruluğu yanlışlığı sorgulanmıyor bile. Dikkat edilen tek nokta çalma eylemi ne, nereden çalınmış önemli değil. Bilgi açısından eksik ama ahlaki değerleri yüksek bir toplumda yaşıyoruz ne güzel. Buradaki hüzün bilgisizlikte değil insanlarımızın kendine güvensizliğinde, karşısındakini adam yerine koyup kendi bilgisine aklına güvenmemesinde.
Diğer bir konu da dönüp dolaşıp her konuşmanın devlete ve kanunların işlevsizliğine dayanması. Kendine ve yaşadığı memleketin güvenlik ve adalet sistemine güvenmeyen, çalmanın kötü bir eylem olduğunun bilincinde olan kırılgan ve zannettiğiniz kadar aptal olmayan insanların yaşadığı, üç bir tarafı denizlerle çevrili güzel bir memlekette yaşıyoruz.
Posted by derya | Per, 12/13/2007 - 11:22 | üst | cevapla