Kısa Kısa
Nasıl inanalım?
Say'ın demeci bu ülkeyi dert edinenlere bir sınav sunuyorsa, bu haberi büyüten ve Say'dan sürgün eşiğindeki aydın portresi çıkaranlar gözünde bu sınavı başarıyla atlatabileceğimden kuşkuluyum. Öncelikle Say'ın 'biz' olarak adlandırdığı muğlak azınlık hakkında ne hissedeceğimi bilemiyorum. Ülkenin yüzde 70'ini İslamcı olarak okuyan bir aklı besleyen 'biz'in kim olduğunu bilemiyorum. Bir sanatçının azınlıkta kalmaktan duyduğu ıstırabı anlamak da kolay değil. Kaldı ki Say'ın sözlerinden yakın zamana kadar çoğunluk mensubu olan, çayını Köşk'te içen bir dahi olduğu anlaşılıyor.
Her şeyden öte, bir aydın elbette özgürlük talep eden, Kürtlerle Ermenilere tarih boyunca reva görülen zulmü kafasına takan, bu konuda söz alan, statüko açısından tehlikeli bir yaratıktır. Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne davet bekleyen, bu kültürle ilişkisini en yüksek makamdan gelecek bir davetiyeye bağlayan piyanistin kafasının hayli karmaşık olmasından geçtim, dünyaya duyurduğunun bir sanatçı çığlığı, bir aydın itirazı olduğuna nasıl inanayım? (Yıldırım Türker)

Fazıl Say'ın verdiği
Fazıl Say'ın verdiği demeç, en azından zamanında kendisini sağa sola "sürgündeki türk yazar" olarak tanıtan Nedim Gürsel'den daha düzgün duruyor. Ya da Özdemir İnce gibi gaza gelip "kendimi fransız lejyoneri gibi hissediyorum" demiyor ödül aldığında. Say'a başta kızdım, fakat şimdi görüyorum ki o kadar da kızılacak şey yok ortada. Ne ödül alıp gaza gelmiş, ne de batıda birileri tarafından fişteklenmiş.
Bürokrasi el değiştirdikçe -ki bu sistemi, el değiştirmece oyununa çevirenler düşünsün bunu- elbette algılar falan da değişecektir. AKP'nin %70'i temsil ettiğinden şüpheliyim, son zamanlarda, özellikle bir körleşme başgösteriyor onlarda da. Çünkü işler ekonomik olarak rayına otursa da, ortada kültürel hiç bir hedef olmadığından ve AKP genel olarak bu tür konulardan hiç anlamadığından -bkz. örneğin yeni kültür Bakan'ının gündemine, konuşmalarına- işler biraz daha "hedefsizleşmeye" ondan sonra da daha da içe kapanmaya doğru gidecektir.
Fazıl Say'ın eleştirisine gelince, keşke bürokratik yapılanmanın üzerine değil de, daha genel olarak türk modernleşmesine tepki gösterseydi. 'onlar/biz' ayrımı bugüne kadar hiç bir kişiye fayda getirmedi, böyle giderse de getireceği yok.
Yeni yorum gönder