Kısa Kısa
Kurumlararası modernleşme = bir kutu et
Taha Akyol'u okuyan, seven, bilen vardır. Türkiye Modernleşmesi ile ilgili fikir yürütür, televizyonda programlar yapar. Kıyasıya eleştiriyormuş gibi görünür, Cumhuriyet sonrasını ve uygulamalarını. Gel gör ki, Taha Akyol dün kurban ve modernleşme başlıklı bir yazı yazmış. Yazı, görünüşte eski ile yeni arasındaki olumlu gelişmelere yer veriyor ve kabaca modernleştiğimizi, 'büyü bozumuna' uğradığımızı sölüyor. Buna örnek olarak 'geneksel kurban bayramı' ile şimdilerde olan biten kurban bayramını karşılaştırıyor. Diyor ki: "(...)modernleşme kurumlaşmayı da getiriyor; bu işi kurumlar üstleniyor, temiz ve sağlıklı bir şekilde... Zaten kurumlaşma, çeşitlenme, sivil inisiyatiflerin gelişmesi gibi süreçler..." Modernizmin şekilcilik olduğundan şikayet eder gibi görünen yazar, şekilciliğin daniskası olan 'temiz görünen kurban kesimi' şeysini kurumlar yolu ile modernleşme zannediyor. Yani diyor ki kurbanı öyle evin bahçesinde, sokakta kesmek yerine, kurbanlık hayvanın herhangi bir yerine bile dokunmadan, hiçbir içsel ilişki, sorgulama yapmadan, kurbanı neden neden kestiğini bile düşünmeden bir koli et al, ye! Modern-leş!

Hijyenik ve şık olmak
Hijyenik ve şık olmak adına, kurban kesiminin bir çeşit "hayvan kesme" adeti olarak geçiştirilmesini sağlamak, herhalde tam da o 'kurum kafasına' göre birşey. Tıpkı 'tepeden inme kurumlar'dan veryansın eden Taha Akyol'un, işi bir koli et kıvamına getiren büyük mezbahaların pazarlama taktiklerine boyun eğmesi gibi birşey demek ki bu modernleşme!
Kurban etme, herhalde içinde tinsel bir boyut taşıyordu ki, elin Hristiyan Varoluşçusu Kierkegaard, bu konuda bir cilt kitap yazdı (bkz. Korku ve Titreme). Sen insanları, vatandaşları nasıl daha düzgün şekilde kurban ibadetlerini eda edecekleri konusunda bilgilendirme, onlar dananın peşinden koştururken haber yaparak gülünç duruma düşür, sonra da 'ah ne güzel oldu böyle' diye de caka sat! O insanlara kurban etme ile ilgili iki düzgün şey, anlayabilecekleri ve uygulayabilecekleri düzgün bir yaşama alanı, kimseyi rahatsız etmeden, işi gösteriye dönüştürmeden yapacakları sevabı sadece kendileri için yaşamalarına izin verecek birkaç ahlak kuralı falan öğretseniz daha iyi değil mi?
Yok hayır, ne gerek var, ortada örnek var zaten (Türk Modernleşmesi), bu insanlara insan ya da birey olarak yaklaşmak değil, toptan, hiç bir ayrım gözetmeksizin 'koyun' gibi davranmak daha iyi. Bir tarafta 'dana kaçarken belinden büküp yere devirirsem sevap kazanırım' diye düşünen bir sürü vatandaş, öte yandan, işin tüm 'içsel' boyutunu dört torna tezgahı, bir karton koli ile estetik kaygılar adına heba eden 'kapitalizm'.
Sonra da 'ne güzel modernleştik!"..(bkz 547 kişi kurban yerine kendini kesti)
Yeni yorum gönder