Kısa Kısa
Köşe yazarlarından centilmenlik dersleri
Kısa bir süre önce Akşam’dan, Sabah gazetesine transfer olan Engin Ardıç’ın, geçtiğimiz Pazar günü Sabah'ta yayınlanan röportajındaki bazı açıklamalarla ilgili, Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut, şu yazıyı kaleme almış. Engin Ardıç da bugünkü köşesinde yazıya cevap vermiş.
Üsluplar ve hal böyle olunca, haklı olan varsa eğer, haksız duruma düşüyor zaten..
“Yemek falan yemeyeceğiz. Selam verir miyim, bak onun da garantisi yok ha...
Şunu da bil: Aç kalsam, sokaklarda sürünsem, bir daha o gazeteye dönmem. Siz bunu yaptıktan sonra, dönmem.
Önce şubat ayından bana olan borcunuzu, içeride kalan, üzerine yattığınız yarım maaşımı ödeyin de ondan sonra bana ders vermeye kalkın, e mi?
"Para işlerine karışmam" diyorsan, "benden genel yayın yönetmeni olmaz" anlamına gelir ki, onu da ben bilemem.
Ben bir "centilmen anlaşması" yaptığımızı sanıyordum, yanılmışım. Öyle ya, bir anlaşmaya centilmen anlaşması diyebilmek için iki tarafın da centilmen olması gerekir!”

Belirttiğiniz gibi, en
Belirttiğiniz gibi, en azından bu tip durumlar, yazılar okuyucu olarak, birşeyleri görmemizi sağlıyor.
Ama yine de, öyle ya da böyle, haklı sebepler olsa dahi, ekmek yenen kapıya böyle sözler sarfedilmesini (ki aynı durum karşı taraf için de geçerli; bir kuruma emek vermiş olan birisinin ardından çıkartılan dedikoduları düşünürsek) ve ilişkilerin bu kadar ani yön değiştirmesini anlayabilmek pek mümkün değil. Bilinmeyenler vardır muhakkak..
Yeni yorum gönder