bilim

Uzaydan Dünya'ya kağıt uçak gönderecekler

Yenilikçi fikirlerin önderi Japon bilim adamları, geleceğin uzay mekiklerinin tasarımına katkıda bulunmak amacıyla uzaydan Dünya'ya kağıt uçak gönderecekler.

Kağıt uçakları, Dünya'ya dönüp dönemeyeceklerini görmek için Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (ISS) fırlatacak Tokyo Üniversitesi'nden araştırmacılar, şimdiden 8 cm uzunluğunda ve 30 gr ağırlığında küçük origami uçakları ısı ve rüzgar tünellerinde test etmeye başladılar.

Özel bir tür kağıttan yapılan ve 300 dereceye yakın sıcaklık ile sesin 7 katı rüzgar hızına dayanabilen kağıt uçakların, uzay mekiklerinden çok daha hafif olmaları sayesinde atmosfere girerken uzay araçlarının karşılaştığı sürtünme etkisinden kurtulabilecekleri varsayılıyor.

"Kağıt uçaklar o kadar hafif ki, eğer hava inceyse iyice yavaşlıyor ve aşamalı olarak alçalabiliyorlar" diyen Havacılık ve Uzay Mühendisliği Profesörü Shinji Suzuki, bu araştırmalarının geleceğin uzay araçlarının tasarımında kendilerine yeni ipuçları sağlayabileceğini belirtti.

CNNTURK.com

Bir dahi var bizde bizden içerü

El Cezeri ile ilgili belgesel hazırlama fikri nasıl doğdu?

İlk okuduğumda çalışmalarının mühendislik başarısından ziyade, hayal gücü ve yaratıcılığı çok daha ilginç gelmişti. Tasarladığı makineler tümüyle fantastik görünümdeydi ama hepsi üretilebilecek, çalıştırılabilecek özellikteydi. Yaşam öyküsünün uzun metraj bir filme konu olabileceğini düşünmüştüm. 90'ların başlarında açılan 'Da Vinci'nin Makineleri' sergisini Roma'da izlerken gözümün önünde El-Cezeri'nin makineleri canlanmıştı. Hiç olmazsa bir belgesel yapmaya karar verdiren olay Leman Dinçtürk'ün 2000'de İzmir'de açtığı sergi oldu. Bu sergide ona verdiğim sözü bu yıl tutabildim. Proje, Kültür Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nün belgesel filmlere sağladığı maddi olanakla ve önceki bazı projelerde bana yardımcı olan yükseklisans öğrencim Duygu Yılmaz'ın katkısıyla nihayet tamamlandı.

Devamı burada : İlk yerli robot üstadının elinden...

Merak etme Neo falan değilsin

Houston Baylor Koleji Tıp Fakültesi'nden David Eagleman, "genellikle insanların bir kaza anında olayların yavaş meydana geldiği izlenimine kapıldığını" belirtti. Eagleman ve ekibi, araştırmaya katılmak için gönüllü olanların 45 metre yükseklikten yerdeki brandaya atlamalarını istedi. Araştırmacılar ilk olarak, atlamadan önce, bazı katılımcılara, diğer katılımcıların atlayışını izletti ve kronometreyle ölçtürdü. Böylece, olayın "gerçek zamanıyla" ilgili fikir sahibi olmaları sağlandı. İkinci aşamada katılımcılardan, kendileri atlamadan önce yüksek bir yerden düştüklerini hayal etmeleri, atladıkları anda kronometreyi başlatarak brandaya düştükleri anda durdurmaları istendi. Bu katılımcılar daha sonra gerçekten atladığında ölçümler araştırmacılar tarafından yapıldı. Atladıktan sonra, bu atlayışı tekrar hayal etmeleri ve ölçmeleri istenen katılımcılar, hayal ederek yaptıkları ölçümde atlayış süresini yüzde 36 daha uzunmuş gibi aktardı. Oysa atlayış süresi gerçekte 3 saniyeydi. Haberin devamı burada ve burada

Neyine yetmiyor

Türkiye'nin gündemi yoğun, blog siteleri oldukça kalabalık. Haberlerden elde birşey kalabilse, herhalde o gazetelerden, sitelerden ne büyük yazarlar kalırdı gelecek kuşaklara. Ama böyle değil, böyle olmamasını sağlayan şeylerin bir listesini aşağıda, gündelik olarak bulabilirsiniz. Katılmak için ise sıra beklemenize gerek yok.

İçeriği paylaş